Bilgi:
Renkli Kadınların Buluştuğu Platform... Siz de hikayenizi yazın yayınlayalım...


En İyi Kendine Yardım Yollarındandır Okumak ve Yazmak…

En İyi Kendine Yardım Yollarındandır Okumak ve Yazmak…

Yazan okunmak ister;  duyulmak, görünmek, ifade bulmak için yazar. Yalnız olmadığını, aynı dilden konuştuğu, kendini anlayan ve kendini anlatabileceği insanların var olduğu, dünyaya vermek istediği mesajı verebiliyor olmanın doyumu için yazar.

  • Çiğdem AKSOY (Yoga ve Nefes Eğitmeni)

Okumak da paylaşıma sunulana açık olmak, alıcı olmaktır nazarımda… Neye ihtiyacın varsa onu alırsın kolaylıkla… İlahi denge, aldıkça vermeyi, verdikçe almayı ister. Çok okuyan, eninde sonunda, gün gelir ya konuşur ya yazar ya da ikisini de yapar…

Kendi kendimizin doktoru olmak, kendimizi bilmek önemlidir deriz ya… Bildiğim en iyi kendine yardım (self-help) araçlarından birisi de okumak ve yazmaktır. Okumak bilgiyi arttırır, vizyon açar, ufku genişletir evet sadece bunlarla kısıtlı değildir. Okumak iyileştirir, güçlendirir de… Huzur verir, güven verir!

Okumak da paylaşıma sunulana açık olmak, alıcı olmaktır nazarımda… Neye ihtiyacın varsa onu alırsın kolaylıkla…

İlahi denge, aldıkça vermeyi, verdikçe almayı ister. Çok okuyan, eninde sonunda, gün gelir ya konuşur ya yazar ya da ikisini de yapar…

 Yazan okunmak ister;  duyulmak, görünmek, ifade bulmak için yazar. Yalnız olmadığını, aynı dilden konuştuğu, kendini anlayan ve kendini anlatabileceği insanların var olduğu, dünyaya vermek istediği mesajı verebiliyor olmanın doyumu için yazar.

Malum çok okuyan bir toplum değiliz ve bu az gelişmiş ve yaşam kalitesi düşük toplumlar için çok normal… Eve ekmek götürmek kaygısı içinde olan bir insanın kendine zaman ayırıp kitap okuması kolay yapılacak bir şey değildir, lüks gelir ve lükse yer yoktur hayatında…Halbuki  çok cüzi fiyatlarla seyahat etmek gibidir okumak…karşılıksız, beklentisiz dost sahibi olmaktır  ve bunlar insana iyi gelen şeylerdir. Özellikle zor durumlarda kaldığımızda daha çok okumak gerekir.

Şimdi kitaba para veremem, internetten bedava bile okuyamam, kafam almaz, yalnız kalamam, sessiz kalamam dediğin zamanlarda tek olması gerek o çıkmazdan dönmek ve eline geçen iyi bir eseri okumaktır.

Bu yönde adım atmanın önemini ve değerini bize gösteren, tüm bu kısıtlı inanç kalıbını yıkmaya hizmet etmiş öyle muhteşem bir rol modelimiz de var önümüzde:

Atamız, savaş cephesinde bile kitap okuyan bir liderdi. Hayatı boyunca okuduğu kitap sayısını hafsalamızın alması çok zor…Bize düşen kendi elimizden gelenin en iyisini yapmak.. Her fırsatta okumak ve okumayı teşvik etmek…Kanaatimce Atamız da  okumayı, stresi yönetme araçlarından birisi olarak kabul etmişti.

Stresliyken bunu keşfetmek zordur, ancak o zinciri kırıp, bir kez keşfettin mi faydasını, artık ilacın olur kitaplar, özellikle de edebiyat ve/veya felsefe…

Hani çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Muhabbeti vardır ya J

İkisine de inanırım…. İkisi de önemlidir ve birbirini tamamlar diye düşünürüm…nitekim çağımız gezginleri önemli blogger’lar oldular aynı zamanda… Hislerini, deneyimlerini ve fotoğraflarını paylaşmak kaçınılmazları oluyor…

Benim için de okuduğum ve yararlandğım kitapları paylaşmak, alıntılar yapmak kaçınılmaz…

Bazen edebiyat, bazen felsefe ile kitaplara değinmeden olmazJ

Bugün kitapların stresimizi yönetmemize, biraz durup, kendi realimetizden uzaklaşıp, sakinleşerek nefes almamıza yardımcı olduğu tezinden yola çıktığım için, RUMİ ve AŞKIN TERAPİ adlı eserden konumuz ile ilgili bir bölüm seçtim. Yazarı Dr. M. Faik Özdengil.

Kitabımızdan, Kıssa’dan hissemiz ise şöyle:

  • “Tanrı’nın rahmeti, kahrından ileridir; kahrından fazladır ve ezelidir. Bu yüzden de bir kimseyi belalara uğratması rahmetindendir. ‘’ Mesnevi 3/4166
  • ‘’Varlık sermayesi elde edilsin diye rahmeti, kahrından ileridir, üstündür.‘‘  Mesnevi 3/4166
  • ‘’Etle deri lezzetsiz meydana gelmez. Fakat onlar meydana gelmedikçe sevgilinin aşkı, onları nasıl eritebilir.? ‘’ 3/4168
  • ‘’İşte bu takdir neticesi olarak sen de kahırlara uğrarsan eseflenme… Bu kahırlar yüzünden elindeki sermayeyi sevgiliye bağışlarsın. 3/4169

 

Yusuf Peygamberin hikayesini anlattım. Kuyudan nasıl kurtulduğunu, Mısır sarayına gittiğini, sonra yine KISKANÇLIK DOLAYISIYLA zindana atıldığını, orada bir rüyayı tabiri dolayısıyla kurtulduğunu ve bu kez önemli görevlere getirildiğini…

SABIRSIZIM  ben dedi. Artık kendine dönmeye başlamıştı. Aynada kendini görmeye başladı. Gözler içe döndü.

Hemen olsun isterim. Her şey MÜKEMMEL olsun. Sıkıntı bana uğramasın.

Bir yandan da GÖZDE OLMAK istiyorsun. Bunun için gözden düşmeyi göze almalısın.

Bilmiyorum. Hiç bir şey düşünemiyorum. İyice UNUTKAN oldum. Hiçbir şeyi aklımda tutamıyorum.

Akla aykırı İNANÇLARIN var, dedim. Örneğin bir şey istediğim gibi olmazsa buna dayanamam, diye inanıyorsun. Bunun SONUCU BUNALTIDIR. Sana mesaj veriyor bunaltın. Vazgeç diyor bu inançtan. Bu akla aykırı.

Büyükbabamı anlattım ona. Küçükken yanında kalırdım bazen. Koyunları olurdu mutlaka birkaç tane. Getir bahçeye çak kazığını otlansın derdi. Çakardım bir yere biraz sonra biterdi etrafındaki otlar, başka daha fazla otun olduğu bir yere çak derdi sonra. Fakat koyun alıştığı yeri terk etmek istemezdi. Yularından tutup zorla çekerdim, ite kaka. Ben anlatırken Kılavuzum gülümsedi. Yular DEPRESYON işte dedi. Fakat çoğu insan yuları çekene değil de yulara bakar. Mesajı almak istemez bir türlü.

Yani bunaltılarım benim direnmemden mi kaynaklanıyor?

Duymaya başladın dedim.İnancını alternatifiyle değiştirelim mi? diye de ekledim.

Değiştirelim bakalım, dedi. Bir yandan da ne kadar inatçı olduğundan bahis açtı. İnatçılığından söz etmeye başladı. ses etmedim. Bitince akla uygun yeni inancını seslendirdim. Bak şöyle inanacaksın bundan sonra: İŞLERİN İSTEDİĞİM GİBİ GİTMESİNİ TERCİH EDERİM, FAKAT OLMAZSA DA BUNA DAYANABİLİRİM. ZİRA BAZEN BENİM İSTEDİĞİM GİBİ OLUR, BAZEN OLMAZ.

Olur dedi. Denerim.

Deneme. Yap. Biraz sertçe söyledim.

Sustu. Tamam dedi. Artık Kılavuzum da duymaya başladığını görünce yanına yaklaştı ve artık O konuştu:

‘’ Yaz mevsimi sürüp gitseydi güneş bağları bahçeleri yakar kavururdu. 3/3736

‘’ Nebatları kökünden yakardı bir daha o yanıp kavrulan şeyler yenilemezdi, yeşerip tazelenmezdi. 3/3737

“Kışın yüzü ekşidir ama şefkatlidir… Yaz gülümser ama yakar, yandırır!’’ 3/3738

“Darlık geldi mi onda genişlik gör de canlan alnını kırıştırma. 3/3739,

Hepsini duyamadım. Onlar konuşmaya devam ettiler. Ben uzaklaştım.

Ya yola inanıp yolcu olmayı seçecekti. Ya da yuları boğazından asılmaya devam edecekti.

Yorgun hissettim kendimi biraz. Yularını Kılavuzuma bırakıp kendi yularımı çekene döndüm.

RUMİ ve AŞKIN TERAPİ kitabından alıntıdır.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM