Bilgi:
Renkli Kadınların Buluştuğu Platform... Siz de hikayenizi yazın yayınlayalım...


Yengeç Dolunayı Diyor ki: Çelişki Deneyimleme Zamanı!

Yengeç Dolunayı Diyor ki: Çelişki Deneyimleme Zamanı!

Astrolog Juno, 22 Aralık’ta meydana gelen yengeç dolunayı ile ilgili “Adım atmadan yürümek, kırılmadan güçlenmek, yenilmeden kazanmayı becermek, savaşmadan barışın kıymetini fark etmek, acı verip pişman olmadan şefkatli olabilmek, kirlenmeden temiz olmanın güzelliğini anlamak…  Yani hayatın her halini yaşayıp anlamadan, insan gibi insan olmak pek mümkün değildir” diyor…

22 Aralık 2018 günü, istanbul’a göre 20:48’de DOLUNAY adını verdiğimiz Güneş – AY karşıtlığı tam halini aldı. Bu dönemle ilgili Juno şunları söylüyor: Kendimizi güçlü bir biçimde ortaya koymak, arzularımızı gerçekleştirmek, içimizdeki heves ve talepleri bastırmamak, var olduğumuzu iliklerimize kadar hissetmek ve bu duyguyu bize tattıracak deneyimler yaşamak istiyoruz.  Ancak yeterince hazırlıklı veya donanımlı olmamaktan, bizi bekleyen bilinmezlerin içinde kaybolmaktan da bir o kadar korkuyoruz.

Olaylara, insanlara, zamanlara ve zeminlere tam manasıyla hakim olamadığımızı, hayatın boyumuzu aştığını düşündüğümüz zaman, bizi arkamızdan iten bu ortaya çıkma arzumuz, sap gibi ortada kalma korkusuna dönüşüyor. Bu nedenle bize göre korunaklı veya bizim için rahat olmayan her durumu şahsımıza yönelik bir tehdit, bir risk, bir saldırı gibi algılamaya müsait olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.”

İşte Juno’dan yengeç dolunayının burçlara etkisi…

KOÇ veya Yükselen KOÇ: Yepyeni bir başlangıcın eşiğinde durmanız, özel hayatınız ya da kariyerinizle ilgili bir dönüm noktasına hazırlanıyor olmanız mümkündür. Henüz teklif, görüşme, tartışma ya da sadece düşünce aşamasında kalan bazı planlarınız olabilir. Bunları hayata geçirdiğiniz takdirde iş veya ev düzeninizde  bazı değişiklikleri göze almanız, sorumluluklarınızı, tanımlarınızı değiştirmeniz, alıştığınız, tanıdığınız, rahat ettiğiniz bir ortamdan veya düzenden çıkıp yeni bir ortam veya çevre içinde kendinizi kabul ettirmeniz,  gerekecektir. Bu aşamada kime ne kadar güvenmeniz, karar alırken ya da planlarınızı yaparken nelere dikkat etmeniz gerektiğini kestirmeye çalışıyor olabilirsiniz. Yakın çevrenizde bulunan insanların hepsi zaman zaman size bir huzursuzluk kaynağı gibi görünebilir. Olumsuz düşünceler, yanlış anlaşmalar veya dedikodudan her zamankinden çok endişe edebilirsiniz. Kişilerden veya ilişki ağlarından kaynaklanabilecek zaafları elbette dikkate alın. Ama detaylarda kaybolmamaya, olumlu veya olumsuz varsayımlara kapılmamaya da özen gösterin! Kararlarınızı verirken, gündeminizde olan bu adımı atmanın, bu girişimi başlatmanın, bu projeye el atmanın sizin için anlamını, hayat planınız içindeki yerini ve önceliğini dikkate alın. Etraftan gelen olumlu olumsuz bildirimleri dinleyin ancak onların rüzgarına fazla kapılmayın. Gerçeği ancak elinizi taşın altına koyunca yaşayarak göreceğinizi ve durumun şekillenmesinde sizin davranışınızın da etkin olacağını unutmayın.

BOĞA veya Yükselen BOĞA: Bir türlü çıkamadığınız bir yolculuğun, atamadığınız bir adımın eşiğinde durabilir, ya da bir türlü gelmeyen bir haberi, bir türlü netleşemeyen bir kararın / bir yargının sonuca bağlanıp size bildirilmesini, belki de birileriyle aranızda uzayıp giden bir tartışmaya nokta konulup aksiyona geçilmesini bekliyor olabilirsiniz. Bir alım satım veya bir iş değiştirme sürecinde olmanız da mümkündür.  Bu bekleme aşamasında en büyük kaygınız çıkacak sonucun, gidilecek yolun, alınacak kararın size maddi manevi ne getirip ne götüreceği olabilir. Gelirleriniz, birikimleriniz ya da maddi varlığınız açısından kayba uğramaktan endişe ediyor ve bu nedenle bazı kararları alamıyor, bazı adımları atamıyor da  olabilirsiniz. Yanlış yönlendirilmemeye, manipule edilmemeye, ya da hilekar veya çıkarcı insanlar tarafından haklarınızdan mahrum edilmemeye dikkat edin. Akıl ve destek aldığınız kişilerin güvenilir olmasına özen gösterin. Kaygı veya gerilim ya da baskı yüzünden acele kararlar almayın. Adaletin yerini bulması veya gerçeğin ortaya çıkması gecikse de, aslında nihai durum sizin kararlı davranmanıza, soruna yol açabilecek detayları atlamamanıza, görüşmelerinizde sabırlı olmanıza ve somut göstergelerle ilerlemenize bağlıdır. Kendinizi olmadığınız kadar kırılgan sanmayın. Bazı kazanımların bazı ödünler gerektirebileceğini unutmayın. Ama gereksiz ödünler de vermeyin. Karar ve söz vermeden tüm bileşenleri değerlendirdiğinizden ve üzerinize düşenleri yaptığınızdan emin olun.

İKİZLER veya Yükselen İKİZLER: Kendinizi bir geçitte sıkışmış, bitmek üzere olan bir işi hala tamamlayamamış, bir anlaşmayı bir türlü sonuca vardıramamış, sıkıntı veren bir ilişkiden, ortaklıktan veya kontrattan yakayı kurtaramamış, bazı hesaplaşmaları bir türlü bitirememiş gibi hissetmeniz mümkündür. Anlaşılmamak, istemediğiniz bir duruma zorlanmak, suçlanmak, küçümsenmek ya da aşırı beklentiye maruz kalmak sizi bunaltmış olabilir. Üzerinize düşenleri yapamamaktan, yeterli olamayıp sıkıntıya girmekten ya da yapmak istediğinizden fazlasının beklenmesinden endişe edebilirsiniz. Bir işten diğerine geçmek gibi bir kararın eşiğinde duruyor, bir yerden onay bekliyor ya da siz neyin kendiniz için daha hayırlı olduğunu bir türlü göremiyor da olabilirsiniz. Allasen sürekli ya o şöyle derse, bu böyle yaparsa diye kurmayı ya da geçmişte olmuş bir takım olaylara takılmayı bırakın! Kendinize bir sorun; Ne yapmak istiyorsunuz? Kendiniz için en çok istediğiniz kazanım, varmak istediğiniz asıl hedef ne? Siz bu topa girdikten sonra sonuna kadar gidecek yeteneğe, kaynağa, isteğe ve cesarete sahip misiniz? Ya da bu adımı atmamak gibi bir lüksünüz, geri dönmekten, olduğunuz gibi kalmaktan, bir imkanı yok saymaktan somut bir çıkarınız var mı? Sonra da bunun gereklerini yerine getirin. Her seçiş bir vazgeçiştir. İnsan bir şeyi elde ederken mutlaka bir de bedel öder. Ölçün biçin! Boş işler için zaman, emek, yürek tüketmeyin ve kendinizi anlamsız risklere atmayın. Ama geçici bir bedel için önemli bir kazanımdan da vazgeçmeyin. Ya da bir yandan istediğinizi yaparken vay neden hiç hasarsız ve eksiksiz ilerleyemiyorum diye mıy mıy kendinizi yemeyin 😉 Elinizden geleni yapın ve aldığınız sonucu da bir kazanım olarak görün!

YENGEÇ veya Yükselen YENGEÇ: Olasılıklar, belirsizlikler, zorunluluklar, bekleyişler, kaygılar içinde yüzüyorum. Bir süreç bitti! Bir devir arkada kaldı! Ve önümde yeni bir yol uzanıyor. Ama ben araftayım. Zira bir adım ileri gidince bulduğum şeyi sevmemekten ya da beni bekleyen durumla yüzleşmekten, bir seçim yapıp hayatın bana getireceği sonuçları yaşamaktan korkuyorum! Hayat beni bir kavşağa getirdi ve önümde açılmayı bekleyen kapılar var. Ama ben bu kapıların birini seçip açınca gördüğümden mutlu olmamaktan, beklediğimi bulamamaktan korkuyorum. Kah çok güzel şeyler bekliyorum ve ufacık bir olumsuzluk görünce kendimi aptal hissediyorum… Kah çok kötü şeyler bekliyorum ve bu arada güzel bir şey olunca ona gereken önemi veremiyorum… Kendimi kaldırıp bir yola sokacağım sokmasına da, kalkamadım laynnnn yerimden bir türlü. Ayyhhhhhh bunaldım!” İşte buna benzer bir takım iç konuşmalar geçiyor olabilir kendinizle aranızda 😉 Gün hiç bir şey yapmayıp hayatın başınıza gelmesini bekleme günü değil kıskaçlı bebelerim. Zira ondan sonra başkalarının yaptığı seçimlerin size getirdiği sonuçlara maruz kalıyor ya da kendinden hoşnutsuz olmanın verdiği sıkıntı ile en iyi koşulda bile bunalıyorsunuz. Beklemenizi gerektiren başkalarına bağlı bazı süreçler varsa bile, siz bu arada üzerinize düşenleri yapmaktan ve yolunuzu çizmek için çaba göstermekten geri durmayın. Ters giden şeyler için sorumluluğu ve suçu atacak insan aramakla vakit harcamayın. Süreci belirlemek için çaba gösterin. Hikayenizin kahramanı olmak için elinizden geleni ardınıza koymayın. Ya sonu istediğim gibi bitmezse türünden melankolik hallere girmeyin! Artık oturamayacağınız bir evin tavanarasında oyalanmayı bırakın. Kapının dışına adımınızı atın ve bırakın hayat büyüsünü gerçekleştirsin 🙂

ASLAN veya Yükselen ASLAN: Bir sona doğru ilerliyorsunuz. Bunun farkında ama hoşnut değilseniz, bir yanınız hala şöyle diyebilir; ”Nasıl yani… Şimdi bu son mu? Başka bir yolu denemek, başka bir ihtimale yönelmek için şansım yok mu?” Ama siz vazgeçmek, arkada bırakmak istemeseniz de, vadesi dolan her şey varması gereken sona varacaktır. Kaçınılmaza direnmek yerine, en olumlu ya da zararsız şekilde bitirmek için uğraşın. Eğer bitmesini istemediğiniz değil de bilinçli olarak bitirmeye çalıştığınız, hatta artık fazla uzadı dediğiniz bir süreçten geçiyorsanız, sabrınızı biraz daha koruyun. Sizi sıksa da önünüzdeki işin gereğini yapın. Son noktayı koyana kadar disiplinli bir şekilde çaba gösterin. Zira bu süreci hakkıyla tamamlamadan gevşeyip rahatlamanız mümkün olmayacak. Eğer göreviniz ya da duruşunuz gereği uyaran, koruyan, kollayan roller üstlenen biriyseniz, bu süreçte müdahale etmeniz ve etmemeniz gereken şeyleri çok iyi belirleyin. Bir risk görüyorsanız önlem alın, başkalarını da önlem almaya davet edin. Ama felaket tellalı olmayın ya da haddi aşan müdahalelerde bulunmayın. Sizin istediğiniz ya da önerdiğiniz gibi davranmayan insanları gözleyin, uyarın ama zorlamaya, aşırı hükümran olmaya kalkmayın. Herkesin kendi yolundan sorumlu olduğunu unutmayın.  Yok yukarıdakilerin hiç bir değilse o zaman ortamınızı, etrafınızdaki insanları ve kendinizi çok dikkatli bir şekilde inceleyin. Kendinize şunu sorun; ”Neyi görmüyorum?” Gerçeği görmek size zor geldiği için bir aymazlık ve gereksiz bir rahatlık içindeyseniz, pek yakında önünüzdeki muz kabuğuna basıp düşeceksiniz. O yüzden daha fazla ihmalkar davranmayın. Riski görmezden gelirseniz ya da sorumluluklarınızı yerine getirmezseniz kayba uğramanız pek mümkün. Yersiz bir güven ya da iyimserlik, anlamsız bir beklenti, sizi zarara sokan bir edilgenlik içine girmeyin. Acilen ayağa kalkın ve saldığınız bıraktığınız, sorumsuz davrandığınız konularda gerçekçi olmaya, başkasına bıraktığınız işlerde inisiyatif kullanmaya, penaltı atışı yapılırken topu yakalayıp takımını kurtaran kaleci olmaya bakın 😉

BAŞAK veya Yükselen BAŞAK: Bir yanda hakkıyla yerine getirmeye çalıştığınız ve zaten zorlandığınız bazı sorumluluklar varken hayatın size bazı yeni sorumluluklar da getirmeye çalışıyor olmasına gıcık mı oluyorsunuz? Sürekli ”Bunu ancak ben yönetebilirim!” dediğiniz veya kimseye bir inisiyatif bırakmadığınız için her yeni gelen yükü de siz taşıyor olabilir misiniz? Kontrol manyaklığınızı – valla kusura kalmayın ama açıkça söylemek şart bunu – bir yana bırakmazsanız daha çok yıpranırsınız. Kurduğunuz bütün sistemleri kendi üzerinize inşa edince yorulduğunuzda omuz verecek insan bulamayışınıza şaşırmayın tatlım. Bu aralar verimsiz bir döngüye sıkışıp kalmış olmaktan, ileri gitmek, yeni kapılar açmak isteyip, kabuğunuzdan bir türlü çıkamamaktan şikayet ediyor da olabilirsiniz. Önünüze çıkan ihtimalleri iyice inceleyin ve elbette risklerin farkında olarak ilerleyin. Ama size sunulan herşeye tepkiniz ”O öyle olmaz!” demekse, her baktığınız yerde sorun, eksik, sıkıntı, engel görüyor ve insanları da hep olmaza getiriyorsanız, çok yeni şeyler olmasını da beklemeyin. Hayat size hiç bir şeyi tam istediğiniz gibi sunmaz. Dönüştürmek, değiştirmek, düzeltmek istediğiniz şeylerin dahi önce samimi bir parçası olmanız, onlarla bir aidiyet kurmanız, yabancı ve uzak bir eleştirmen değil, candan bir katılımcı gibi davranmanız gerekir. Yani açmadığınız dalda sözünüz de geçmez 😉 Bir başka ihtimal de bu aralar elinizin ve ayağınızın altındaki zeminleri  kaybetmekten, birilerinin sizi ıskartaya çıkartmasından, işlevsiz ve etkisiz hale getirilmekten korkuyor olmanızdır. Eğer bulunduğunuz ortamda kontrol edemediğiniz bir değişim meydana geliyorsa ve siz bunun bir parçası olamıyor ya da olmak istemiyorsanız, sürecin kendi kıvamını bulmasına izin vermekten başka çareniz yoktur. Eğer dahil olmak istiyorsanız, esneyin, yumuşayın, katkıda bulunun. Gerilip, sıkılıp, arızaya bağlamayın. Yok zaten ait olamıyorsanız ya da etkili olamıyorsanız, neden tutamıyorum, koruyamıyorum, belirleyemiyorum diye kendinizi yemeyin. Hayatın kontrolü kimsenin elinde değildir. Su daima akacağı yolu bulur ve asla kaybolmaz! Buhar olur, bulut olur, yağmur olur… Bir şekilde yaşamda bir yer bulur. Siz de suyla birlikte akın ve yerinizi bulun 🙂

TERAZİ veya Yükselen TERAZİ: Bazı işlere başlamak, yeni kararlar alıp hayata geçirmek, bir yön yol düzen saptamak ve nereye gittiğinizi görmek istiyor olabilirsiniz. Bu çabayı verirken motivasyonunuzun ne olduğuna çok dikkat edin. Sizin asıl derdiniz güvende olmak! Bu yüzden hiç bir şeyden vazgeçemiyor ya da hiç bir radikal olasılığa kapı açamıyor olabilirsiniz. Elbette TEMKİNLİ olun. Elbette önce temel gereklilikleri dikkate alın ve büyük risklere girmeyin. Elbette akşamdan sabaha dünyayı değiştirecek adımlar atmaya çalışmayın. Ama kaygı, gerginlik, umutsuzluk, kaybetme korkusu, güvensizlik ile de davranmayın. Zira o zaman hem kendinize güvenip atmanız gereken adımı atamazsınız, hem de etrafınıza güven vermezsiniz. İş görüşmeleri yaptığınız, yeni olasılıkları sorguladığınız, uzak mesafelere açıldığınız, yeni bir eğitime başlamak için başvurduğunuz, birilerini ikna etmek için uğraştığınız bir dönemdeyseniz, doğru soruları sormaya, verilen cevapları kaygıyla ya da önyargıyla değil mantık ve serinkanlılıkla değerlendirmeye, gördüğünüz riskleri fırsata çevirmeye, eksikleri ve boşlukları kendi niteliklerinizle tamamlamaya çalışın. Koşulları, sınırları, imkanları, insanları iyice inceleyin. Olmayacak şeyler istemeyin ama talep etmekten ve arkasını takip etmekten kaçmayın. Yapamayacağınız şeyin sözünü vermeyin ama hiç bir söz veremeyen, hiç bir zora gelemeyen, hep kendi koşullarını dayatan biri gibi de görünmeyin. Adil, kanunlara uygun, dürüst ve net seçimler yapın. Her ihtimale saf saf gönül bağlamayın ama yeniliklere de kapalı olmayın. Bir düzen kurmak, güvenli bir zemin oluşturmak, kendinize bir yer edinmek için gereken araştırma, sorgulama, teklif verme, bağ kurma, pazarlık etme aşamasını iyi yönetirseniz, şimdi sorun ettiğiniz şeyleri daha kolay çözebilirsiniz.

AKREP veya Yükselen AKREP: Öyle bir teklif var ki önünüzde evet de deseniz, hayır da deseniz ucunda bir şeyden vazgeçmek var! Yeni bir işe başlamak, bir girişimde bulunmak, heyecan verici bir projenin içine girmek gibi bir fırsatla karşı karşıya olabilirsiniz. Bu adımı atmak sizin için yeni hayat planları yapmak hatta bir seyahati, belki de bir yer değişimini göze almak ya da yeni bir çevreye, daha geniş bir erişim alanına açılmak anlamına gelebilir. Gelgelelim sunulanı almanın beraberinde getireceği bir bedel var. Bu belki size yüksek gelen bir yatırım… Belki de tüm kaynaklarınızı ve zamanınızı adamanızı gerektirecek yüksek beklentiler… Ortada açıkça görülen bir bedel ya da bir tehdit olmasa dahi siz şu an öngöremediğiniz sorunlar veya engellerle karşılaşmaktan çekiniyor, iyi tanıdığınız ve  rahatça yönettiğiniz bir ortamdan çıkıp bir bilinmeze adım atmak istemiyor olabilirsiniz. Tatlım öküzün altında buzağı aramak yerine temkinli bir adım atsanız kıyamet kopmaz herhalde ya :)))  Yani ölçün biçin, eğer ortada kazanmaya değer bir ödül ve makul bir bedel varsa abartmadan başlayın. Ha bedel çok yüksekse ama hayır demek size zayıflık gibi geldiği için aklınızı o ihtimalden bir türlü alamıyorsanız, o zaman hırsınızı ve ille de her meydan okumayla baş etme güdünüzü kontrol altına alın. Bir başka ihtimal de şu olabilir; elinize çok ilginç bir para veya prestij kazanma fırsatı, ya da ilerlemenizi sağlayacak bir proje gelebilir. Bu projede başarılı olmanızın tek yolu da çıkabilecek her türlü sorunu öngörmek ve yönetmek olabilir. Yani size yönelik bir tehdit yoktur da, yapılacak işin başarısı tehditleri yönetmek, riski fırsata çevirmektir… O zaman o işte kesinlikle sizde 🙂

YAY veya Yükselen YAY: Vazgeçememe hastalığı diye bir şey icat edilecek ve bu mikrobu taşıyanın Yay Burcu olduğu anlaşılacak! Valla bakın bu benim en önemli kehanetim olarak tarihe geçebilir :)))) Yaw kuzum siz üstünde ZARARLI yazan her ilişkiye girmek, korunmanız gereken insanların üstüne gitmek, ya da koptuğu belli olan bir bağı inatla korumaya çalışmak zorunda mısınız? Biri size gel bana bağlan dese ödünüz kopar… Ama bir bağ kendiliğinden koptu mu öleceğinizi filan sanırsınız! Bunun tek sebebi var o da kontrol manyaklığı… Şimdi kesin birileri ”Juno sizin Yay ile ne alıp veremediğiniz vaaarrr?” diyecek. Gülüm benim valla bir alıp veremediğim yok. Sizin kendinizle bir alıp veremediğiniz var, ben ona üzülüyorum. Hatta iddia ediyorum ki sizin kolay terk eder, sadık kalamaz filan gibi ünvanlar kazanmanızın sebebi dahi, kaybetme korkunuz! Tam olarak bağlanmaz, gevşek bağlantılar kurar ve bir şekilde onların sürmesini sağlarsanız hep özgür ama bir şekilde güvende olacağınızı, hiç ortada kalmayacağınızı sanıyorsunuz. Sonra biri size git istemiyorum diyince kıyamet kopuyor. Ben bitti demedikçe bitmezzzz türünden Deli Kadir replikleri kurmaya başlıyorsunuz :))) Kontrol edemediğiniz durumları işte de aşkta da bir meydan okuma olarak görüyor, asla sindiremiyor ve üzerine gitmeyi vazife biliyorsunuz. Neyse ben konuyu toparlayayım; Bu ara hangi ilişkiyi veya kontratı ayakta tutmak için neleri feda ettiğinize, ya da ne tür korkularla bazı bağları kurmaktan veya bazı sözleri vermekten kaçındığınıza dikkat edin. Devam eden evlilik, işbirliği ya da ortaklıklara, size verici ve koruyucu davranan insanlara mesafeli bakıp, gayet normal önerilere kuşkuyla yaklaşıp, kurtulmanız ya da asla peşine düşmemeniz  gereken insanlara tutkuyla bağlanmanız, bitmiş gitmiş meseleleri kafaya takmanız filan söz konusu olabilir. Valla biraz akıllı olsanız iyi olur, yoksa değerini bilmeniz ve korumanız gerekenleri de bu kargaşada kaybedersiniz.

OĞLAK veya Yükselen OĞLAK: Yeni bir başlangıca gebesiniz ama henüz enerjinizi tam olarak odaklayabilmiş değilsiniz… Zira önünüzde tamamlanması gereken görevler, sizi meşgul eden detaylar, korunması gereken bir düzen var. Herşeyi sırasıyla ve hakkıyla yaparsanız hem bitmesi gerekenleri tamamlar hem de yeni başlangıçlar, farklı projeler için de hazırlanabilirsiniz. Eğer kontrolü kaybetmek ya da hayal kırıklığına uğramak korkusu ile, alıştığınız ve güvenli gelen şeylere tutunup kalıyorsanız, bu kadar kaygılı olmamaya, yeniliklere bir şans vermeye çalışın. İsteksizlik, melankoli, kendine acıma, kaygı gibi hislerle yeni bir umuda yer açmaktan, bir ihtimali hayata geçirmek için gayret göstermekten kaçınmayın. Eğer görev duygusunu abartıyor, enerjinizi sadece gündelik olanların düzenli bir şekilde devam ettirilmesi için kullanıyor ve arada bir size mutlu edecek, şımartacak birşey yapmayı unutuyorsanız, biraz ara vermeyi, biraz dinlenmeyi, yola devam edecek enerjiyi toplamanızı sağlayacak aktiviteler de yapmayı unutmayın. Eğer önünüze yeni bir imkan görünümüzde çıkan şeyler, anlamsız angaryalara ya da umulan verimi getirmeyecek boş yatırımlara dönüşecek gibiyse, bunu erken fark edip gerekmediği kadar enerji ve kaynağı bunlara ayırmamaya çalışın. Bu aralar gündeminize eski bir aşk ya da tanıdık bir hikaye düşerse, eğer size keyif ve coşku vermek değil de kanatlarınızın altına girip güven bulmak için gelen birileri varsa, kendinizi ”Manyak mısın!” deyip durdurun :))) Vazife aşkı ile erotik aşkı birbirine karıştırmayın! Enerjinizi emen, almaktan başka birşey bilmeyen, size verecek bir şeyi olmayan, hatta her fırsatta keyifnizi kaçıran insanlardan itina ile uzak durun ve kendinizi gerekli olmayan emekleri vermekten, üstünüze vazife olmayan dertleri yüklenmekten koruyun.

KOVA veya Yükselen KOVA: Ne demek ben köşeme çekilecem? Ben insanların üzerime gelmesinden, sevgisiz ve zalim tavırlarından ürküyorum, o yüzden herkesten uzak duruyorum gibi laflar nereden çıktı şimdi ya? Haaa demek kimse sizi olduğunuz gibi kabul edip sevmiyor öyle mi… O yüzden siz de kendinizi yalnızlığa ve ıssızlılığa mahkum edeceksiniz! Vah vah vah… Kıyamam ben size benim kara kuzucuklarım :))) Yaw siz alenen şefkat özlemi ile yanıyor, baya korunup kollanmak ve teşvik edilmek istiyorsunuz. Sadece kirpi görünümlü oyuncakların pek yatağa alınıp uyunmak için uygun olmadığını unutuyorsunuz :))) Sevilmeyi, onaylanmayı, beğeniyi, zevk almayı garanti etmek diye birşey yoktur. Siz kendinizi, kalbinizi, ya da sevilsin beğenilsin diye yaptığınız işinizi, üretiminizi önce bir gayret ortaya koyarsınız ve başkalarının değerlendirmesine açarsınız… Sonra da hayatın verdiği cevabı cesaretle alır, bağrınıza basar, bundan sonra atacağınız adımlarda kendinize kerteriz yaparsınız. Her girişim başarı getirecek, her kalbinizi açtığınız insan sizi anlayacak ve hayatınızda kalıcı olacak, her başvurduğunuz işe kabul edileceksiniz, her yaptığınız beğenilecek diye bir kayıt yoktur. Ama zaten olmaz ki gerginliği ile çaldığınız kapı açılsa da siz doğal ve rahat davranmayacağınız için, içeride rahat etmeniz keyif almanız ve sıcak tepkilerle karşılaşmanız da biraz zor olur. Kırılgan, incitilebilir, ilgi çekmeye ve arzulanmaya hevesli, duygusal olmanız insan olmanızla eş anlamlıdır. Bunda bir ayıp yoktur. Siz bir kapı aralayın ve gül yüzünüzü bir gösterin. Sonra alacağınız cevaptan hoşnut kalmazsanız da bunu bir küskünlük vesilesi yapmayın. Sadece bir sonraki adımı atarken bunu dikkate alın. Beklentili ve önyargılı değil, temkinli ve acelesiz olun. Yani uçları toplayıp ortayı bunu ortayı :)))

BALIK veya Yükselen BALIK: Aidiyet krizleri ve kaygı dramaları dönemi başlasınnnn! ”Dimyata pirince giderken evdeki bulgurumdan da olur muyum… Vay benim dertli başım!” konulu bir kompozisyon yaz deseler, siz şu aralar en yüksek notu alırsınız 😉 Yafrum… Hayat zor, insanlar sert, sorumluluklarınız ağır, gelecek belirsiz olabilir. Ama bu herkes için böyle… Evet hayat çok güvenli bir yer değil. Evet alıştığınız ortamları bırakıp yeni mecralara açıldığınızda, şartlara adapte olmanız biraz zaman alabilir. Ama hayal kırıklığına uğramak, incinmek, reddedilmek, takdirle karşılanmamak, zora koşulmak gibi kaygılar sizi ilerlemekten alıkoyuyorsa, bu konuda sizin kendinizle çözmeniz gereken bir mesele var 😉 Güvenlik ihtiyacı, başarısızlık korkusu, sevilmeme ya da eleştirilme allerjisi, alınganlık, hassasiyet, deneyimsizlik eğer atalete, tembelliğe, üretkenliğinizin azalmasına, işlevsizleşmeye sebep oluyorsa, galiba biraz cesaret, biraz elinizi çamura sokma gayreti, biraz deneme yanılma aralığı, düşüp kalkıp yolu bulma çabası göstermeniz gerekiyor. İnsanın bir alana tıkanıp kalmasının, ilerleme kaydedememesinin altında yatan sebep genelde gizli iktidar arzusudur. Borunuzun öteceğinden emin olmadığınız sahaya çıkmıyor, borunuzu öttürebildiğiniz yerde de kimseye söyleyecek söz bırakmıyor, her şeyi kendi isteklerinize ve önceliklerinize göre çekip çevirmeye çalışıyorsanız, hem çok gerilir ve yorulur, hem de fazla bir ilerleme sağlayamaz ve çölde bir vaha sandığınız odacığınızda gam çekerken yaşlanırsınız. İyisi mi biraz esnemeye ve kontrolünüz dışında gelişen veya istediğiniz gibi gitmeyen şeyleri size yönelik bir tehdit olarak görmemeye özen gösterin. Yoksa kucağını açmış sizi bekleyen imkanları, mutluluk ve başarı getirecek sürprizleri, yeni üretkenlik alanlarını, kendinizden çooook uzağa iteceksiniz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM