Neden Afrika’yı seçtiniz?
1980 İzmir doğumluyum. Üniversite eğitimi için gittiğim İstanbul`da çalışma hayatına başlayınca uzun senelerim bu şehirde geçti. Özel bankalarda ve danışmanlık firmalarında IT birimlerinde görev aldım.
Kurumsal ortamlarda geçen 11 yıla yakın bir zamanın ardından hayatımı daha farklı sürdürmem gerektiği hissi iyice ağır basmaya başladı ve sonunda işimden ayrıldım.
Çocukluğumdan beri Afrika`ya gitmek ama sadece turist gibi gezmek değil, bir süre yaşamak gibi bir hayalim vardı. Sürekli Afrika ve vahşi yaşam belgeselleri izler, büyük göçe denk gelebilme hayalleri kurardım. O sevimli kapkara miniklerle zaman geçirmek, elimden geldiği kadar bir şeyler paylaşmak, gönüllü çalışmalara katılmak hep aklımdaydı.
İş hayatından ayrılmış olduğuma göre, bu hayallerimi gerçekleştirmek için artık önümde gayet uzun ve uygun bir zaman dilimi vardı. Kirada oturuyordum. Evimden çıkıp eşyalarımı ihtiyaç sahipleriyle paylaştım. Kedimi aileme emanet ettim. Kabaca neler yapacağıma, nerelere gideceğime karar vermek için biraz araştırma yaptım.
‘Hangi ülkeden başlamalıyım, nerede gönüllülük yapmalıyım?’ sorusuna cevap bulmam, istifa edip evi kapatma sürecinden daha zor oldu diyebilirim 🙂 Sonunda araştırmaları cepte tutmaya ve sadece gideceğim ilk noktayı belirlemeye karar verdim. Kenya`nın batısında, Viktorya Gölü kıyısında küçük bir köydeki bir ilkokulda gönüllü öğretmenlik yapmak üzere tek yön gidiş biletimi alıp yola koyuldum. Aklımdan, ‘6 ay sonra dönerim.’ diye geçirmeme rağmen, tam 1 yıl kara kıtayı bırakamadım.
O Bir yılda Neler Yaptınız?
Toplamda 9 ülkeye, buralardaki birçok irili ufaklı köye ve şehre gittim. Rotamdaki yerleri hep yoldayken belirledim. Çok uzun vadeli ayarlamaları hiç tercih etmedim. Bir yerdeyken bir sonraki adıma karar verecek şekilde ilerledim. Sırasıyla; Kenya, Tanzanya, Ruanda, Uganda, Güney Afrika, Svaziland, Zimbabve, Zambiya, Malavi`yi içine alan bir yolculuk oldu.
Kenya`da 2 ilkokulda, Zanzibar`da 1 ilkokulda, Uganda’da 1 yetimhanede ve Malavi’de 2 hostelde gönüllü olarak çalıştım.
Kenya`da kalacağım ilk okuluma ulaşınca oradaki çocukların ve durumlarının detayını fotoğraflarıyla ve hikayeleriyle birlikte sosyal medyada anlatarak yakın çevremden ve onların tanıdıklarından oluşan geniş bir katılımla bir yardım fonu oluşturdum. Bu fonu, gezim boyunca geçtiğim ülkelerdeki farklı noktalarda okul aidatı, hastane masrafı, gıda ve temizlik malzemesi desteği, izcilik kulübünün yarışmalara katılma giderleri vb. konular için değerlendirdim.
Gülçin Oranlı, sosyal medyada kampanya duyurusu yaparak gönderilen bağışlarla yardım topladı. Yardım malzemeleri arasında genç kızlar için pet de vardı…
Afrika’dan önce ve sonra hayata bakışınızda ne gibi değişiklik oldu?
Zaten minimal yaşamayı seven, çok fazla harcama yapmadan ve az eşyayla yaşayan biriydim. Ancak oradaki imkansızlığın ve çaresizliğin boyutunu görünce harcamada tutumlu olma ve özellikle israf etmeme konusu daha da içime işledi. Bir parça kuru ekmeği verdiğim üç kardeşin onu paylaşırkenki sevincini görmek ister istemez etkiliyor insanı. Hatta döndükten sonra, birkaç ay öğünlerime birkaç çeşit yemek koyamaz oldum. Sanki oradakilere haksızlık ediyormuşum gibi gelmeye başlamıştı.
‘Ben yiyebiliyorum ama aylarca birlikte olduğum arkadaşlarım ve öğrenciler şimdi kendi hayatlarında sıkıntı çekmeye devam ediyor’ diye düşünmeyi bırakamadım. Bu biraz aşırı boyutta bir hissiyattı. Şimdi daha bir dengeye oturtmaya çalışıyorum bu konudaki tutumumu.
Uzun saatler yürüyen, günde tek öğün yemek bulunca sevinen, kilometrelerce su taşıyan, çocuğuna ve işine aynı anda bakan ve bunun gibi birçok sıkıntıya katlanan insanların hiç ‘modern insan’lar diye tabir ettiğimiz bizler gibi memnuniyetsiz ve habire şikayet eder olduğunu görmedim. Bu kadar sabırlı tutumları, belki de yaşamaya devam etmek için buna mecbur olmaları iyi bir dersti bana.
SEYAHAT GÜVENİMİ ARTIRDI
Sırt çantasıyla bu kadar uzun süreli ilk deneyimimdi. Korkularla dolu olarak çıkmadım hiçbir zaman bu yola. Ancak yine de fiziksel ve ruhsal olarak bu kadar rahat dayanabileceğimi düşünmemiştim. Bunu farketmek kendime olan güvenimi oldukça arttırdı. Bundan sonraki yolculuklarımda daha rahatça ilerleyebileceğim için mutluyum. Çoğu şey düşüncede başlıyor. Sürekli korku ve yapabilir miyim kaygısı duymazsak ilerlemek çok rahat ve keyifli oluyor. Bunu iyice idrak ettim bu yolculukta.
Tekrar gitmek ister misiniz?
Kesinlikle tekrar aynı yerlere ya da Afrika’nın farklı bir bölgesine gitmek için can atıyorum. Afrika tam bir bağımlılık yaratıyor. Şu anda oradan bahsederken ve ve sunumlarımı hazırlarken bu hissiyatım fazlasıyla artıyor hatta 😊 Tekrar gittiğimde, belki de daha fazla para toplayarak yola çıkıp bir yetimhane, küçük bir okul vb. kurmak niyetim var.
Bir de safari ücretleri çok fazla olduğu için aklımdaki kadar fazla katılma şansım olmadı. Tekrar gittiğimde, umarım farklı noktalarda birçok keyifli safariye katılabilirim.
Afrika’da bir toplu ulaşım aracı… Kıyıya yanaşamayan tekneye için suyun içine girerek ıslanarak ulaşılıyor…
İlla işi gücü bırakın Afrika`ya ya da uzak diyarlara gidin demiyorum. İlla sırt çantalı gezgin olun da demiyorum. Ama imkanınız ve sağlığınız el verdiği ölçüde, konforlu alanınızdan arada bir çıkıp başka hayatları, başka mekanları keşfetmenin zevkli ve faydalı olduğunu düşünüyorum. Kendinizi azıcık da olsa zorlamanın çok farklı hissetmenizi sağlayacağı kesin. Biraz cesaret, biraz merak çoğu kapıyı açacaktır zaten yolda.
Dil bilmek, zengin olmak, vb. şart değil yola çıkmak için. Günün sonunda, bir gülümsemenin, beden dilinin çoğu konuda anlaşabilmek için yeterli olduğunu göreceksiniz.
Ruanda’da çay tarlası…
Hatta sağlıklı ve gayet fit olmak da gerekmiyor. Tek başına Afrika turu yapan bacağı aksayarak yürüyen 60`larında emekli bir Fransız öğretmenle tanışmıştım. İki büklümdü ama sırt çantasıyla gayet keyifli bir şekilde yoldaydı. Yetmişini geçmiş tek başına yürüyerek ve sadece otostop çekerek dolaşan bir İtalyan bey ile karşılamıştım. İyice sınırını zorlayarak gün içinde hiç para harcamadan gezebilmenin yollarını bulmaya adamış kendini. Gayet katı bir yöntemi vardı ama onun yolu da buymuş demek ki. Özetle, insan çözmek istedikten sonra, dil, ulaşım, konaklama gibi konular gayet kolay halledilebiliyor.
Ne istemediğinize karar vermek de bir adım. Ben o şekilde ilk adımı attım aslında. Kurumsalda kalmanın bana iyi gelmediğine karar verdikten sonra bağımı kestim. Sonra da kendime istediğimi yapma şansını tanıdım. Bunu yapacak durumda olduğum için şanslıyım bunu kabul ediyorum. Ancak herkesin kendi ölçüsünde, istemediklerinden kurtulabileceğini, özgürleşebileceğini ve kendine imkan yaratabileceğini düşünüyorum. Sonuçta ben de, maddi manevi birçok şeyden fedakarlık yaparak orada bulundum. Ancak bana kazandırdıkları terazide ağır basan taraf olduğu için minnettarım.
Önyargılı olmamakta her zaman fayda vardır. Afrika denilince aklımıza sadece kirli, dağınık, fakir, güvensiz bir ortam gelmesin. Yıllardır genelde bu şekilde aktarıldı her türlü mecrada. Tamam bu kısımlarının olduğu doğru ama öte yandan muhteşem bir doğaya ve çok geniş bir canlı çeşitliliğine sahip. İnsanları inanılmaz dayanıklı ve becerikli. Bunun gibi sayısız güzelliğini de göz önünde bulundurmamızın gerektiğini düşünüyorum.
Örnek olarak şunları sıralayabilirim. Ruanda kadar temiz, yeşil ve güzel bir doğayı göreceğinizi ummuyorsunuz. Ancak resmen doğu Afrika`nın İsviçresi gibi bir ülkeyle karşılaşıyorsunuz. Güney Afrika`da inanılmaz güzel bir doğa ve gelişmiş bir yaşam şekli olduğunu görüyorsunuz. Hint Okyanusu kıyıları ve adaların manzarası müthiş etkileyici.
Oradaki halkların yardıma ihtiyacı var gibi görünse de, yardım etme dengesini iyi kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Sömürgecilik sayesinde, oradaki insanların, yeni yetişenlerin dahi güveni kırılmış, kendilerini değersiz, yeteneksiz hissetmeleri sağlanmış. Hala beyazları daha üstün gören insanlar var. Bu devirde bu hala devam ediyor ve bazı yerlerde çocuklara beyazlardan saklanması tembihleniyor.
Onlara sadece maddi yardımlarda bulunmak yerine, iyi ve güçlü yönlerine güvenmelerini ve güçlerini ortaya çıkarmalarını sağlamak gerekiyor. Yardım yapalım derken onlara gereksiz yere batının alışkanlıklarını ve yaşam tarzını dayatmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Kendi kültürlerini koruyarak elimizden gelen desteği vermeye çalışmak ve bunda bir denge kurmak bence en sağlıklısı gibi duruyor.
Bir önceki yazımız olan Üsküdar Belediyesi İz Bırakan Kadınlar'ı ağırladı başlıklı yazımızda başarılı kadın hikayeleri, ilham veren kadınlar ve üsküdar belediyesi hakkında bilgiler verilmektedir.
Lügen Sarıçiçek’in çocuklar ve ebeveynlerin keyifle okuyabileceği farkındalık yaratan, keşif dolu, eğlenceli ve öğretici bilgiler…
Rinoplasti (burun estetiği), solunum fonksiyonlarını iyileştirme ve burnun yüz ile uyum oranını sağlama amacıyla yapılan…
Kadın giyiminde son yıllarda öne çıkan en önemli trendlerden biri konfor ve stilin bir arada…
Modern çağın hızıyla birlikte kadınlar, kariyer hedefleri ile toplumsal beklentiler arasına sıkışarak her şeye yetişmeye…
İlkbahar ve yaz ayları, her zaman elbise modasının en güçlü dönemleri olmuştur. Zahmetsiz şıklık sunan…
Piyanist ve besteci Dengin Ceyhan, kadın bestecilerin izini süren ve kadın temsiline odaklanan özel projesi…