Renkli Kadınlar

Kadın varsa imkansız yoktur: YAPABİLİRSİN

Kadın varsa imkansız yoktur: YAPABİLİRSİN
Haberi paylaşın...

Tuluhan Tekelioğlu’nun yeni belgeseli “Yapabilirsin”, “İnandığın şey için harekete geç, o güç zaten sende var” mesajını veriyor.

Değişimi kendi hayatında yaratmış ve çevresine yaymayı başarmış Türkiye’nin dört bir yanından dokuz kadının hikâyesi bir belgesel oldu.

Çekimleri 1 buçuk ay süren, Tunceli, Adıyaman, Hatay, İstanbul, İzmir-Çeşme-Germiyan, Kars ve Mersin-Arslanköy’de gerçekleşen belgesel; kendi hayatının dizginlerini cesaretle ele almış güçlü kadınların ilham veren başarı hikâyelerini gözler önüne seriyor.

Geleneksel rollerden sıyrılan kadının; kendisine dayatılanı değil, kendi seçtiği hayatı yaşadığında yarattığı değişime odaklanan “Yapabilirsin”, her kadının bu güce sahip olduğunun altını çizerek cesaretlendirmeyi amaçlıyor. “Yapabilirsin” belgeseli “Var olanı kabul etmek mi? Yoksa bir adım atmak mı? o adımı attığında enginlere sığmıyor, taşıyorsun. Sadece o adımı atacak cesareti göster” diyor. Belgeselin ilk gösterimi ise Hatay’da olacak. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Başkent Üniversitesi’nde üniversite öğrencileriyle buluşacak olan belgesel, çekimlerin yapıldığı kentlerde de gösterime girecek.

Belgeselin kadınları

Belgeselde, ev hanımıyken al tın bileziklerini satarak girişimciliğe başlayan ve kaz yemeğini turizme kazandıran girişimci Nuran Özyılmaz, ailesinin tüm itirazlarına rağmen endüstri mühendisliği bölümünde okurken silahlı kuvvetlere giren ve Türkiye’nin ilk kadın F16 pilotu olan Berna Şen Özmen, 2016 Paralimpik Olimpiyatları’nda dünya rekoru kırarak Halter şampiyonu olan Nazmiye Muslu Murat, 2001 yılında köy kadınlarının yaşadıklarını tüm dünyaya göstermek için Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kuran ve tarlada çalışarak biriktirdiği para ile kadına karşı şiddet sorununu anlatan “Yün bebek” filmini yazıp yöneten Ümmiye Koçak, hemşirelik okurken İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanan ve bu gün Türkiye’nin en çok tanınan avukatları arasında yer alan Altın Mimir, 2010 yılında “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”nu kuran Gülsüm Kav, Adıyaman Fevzi Çakmak Ortaokulu’nda müzik öğretmeni olan ve engelli öğrencilerin de içinde bulunduğu 400 kişilik bir orkestra kuran Ece Apaydın, zeytin toplayarak geçimini sağlayan ve köy evlerinin dış cephelerine graffiti yapan ve 54 yaşındaki Nuran Erden, oğlunun rahatsızlığına çözüm bulmak amacıyla Türkiye’de üretimi olmayan propolisi kendi temin eden ve Türkiye’nin ilk yerli propolisini bir dünya markası haline getirmek için SBS Bilimsel BioÇözümler’i kuran Aslı Elif Tanuğur yer alıyor.

İşte belgeselin fragmanı…

Nasıl karar verdiniz bu belgeseli çekmeye?

– Umuda çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Umut veren bir belgesel çekmek, insanlara iyimserlik aşılamak istedim. Bunu da ancak kadınlardan yola çıkarak yapabilirdim. Çünkü kadın varsa, imkânsız yoktur. Oysa bugünlerde sadece şiddet mağduru gibi gösteriliyorlar. Bunu yıkmak lazımdı. İyimserliğin cesaretle buluştuğunda neler başarılabildiğini anlatmak istedim. Karşıma beni anlayan bir kadın çıktı: KAGİDER’in (Kadın Girişimciler Derneği) kurucusu Nur Ger. Belgeselimizin  ana sponsoru onun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı Suteks Group oldu.

Nedir bu belgeseldeki kadınların ortak özellikleri?

– Hepsi zorluklara göğüs germişler. Asla karamsar değiller, tam tersine neşeli ve kararlılar. Kimseyle kavga etmeden başarmışlar ne başardılarsa… Çevrelerinde değişim yaratmışlar. Hepsi çok çalışkan. Dayanışmanın gücüne inanıyorlar. Kız kardeşlik, kadın dayanışması unuttuğumuz kavramlar. Özellikle şehir hayatında, bu rekabetçi ortamda…

ERKEK DİLİ DEĞİŞİRSE ŞİDDET AZALIR

Türkiye’de kadın hakları konusunda yapılması gereken ilk şey nedir sizce?

–  Sevmeyi öğretmek gerek insanlara! Çocukluktan beri hep şunu sorguladım; yaşamın belirleyicisi kadın olduğu halde neden dünyada erkek zihniyeti egemen? Erkekler bizi ya kutsallaştırıyor ya da aşağılıyor. Oysa biz insanlığın erkeklerle eşit bireyleri olmak istiyoruz. Tarih boyunca bunun için mücadele ettik. Hâlâ da ediyoruz. Bu ülkede bir kadın nasıl yaşamak istediğine hâlâ özgür iradesiyle kendisi karar veremiyor. Özgürce kahkaha atması sorun olarak görülebiliyor. Hangi toplum katmanında yaşarsak yaşayalım hayatın her alanında ciddi baskıyla karşılaşıyoruz. Ama ben Türkiye’yi kadınların özgürleştireceğini düşünüyorum. Medyaya da çok büyük görev düşüyor. Kadını edilginleştiren haber dilini kullanmaya devam ediyor medya. Şiddet olaylarında kadının fotoğrafını basıyor. Oysa gelişmiş ülkeler, bu sorunu erkeği teşhir ederek çözmüştür. Medyada erkek dili değişirse şiddet azalır.

Bir kadın idolünüz var mı?

– Teyzem; Gülen Tunguz. Türkiye’deki kadın hareketinde önemli bir isimdir. İlerici Kadınlar Derneği’nin kurucularındandı. 14 yaşındaydım içeri alındığında. 80’lerde kadın hakları savunucusu olduğu için tutuklanmıştı. İki yıl hapis yattı. Arkadaşlarıyla birlikte cezaevini mutlu bir yaşam alanına çevirdiler. İnfaz memurlarının tavrını değiştirdiler, çiçekler ektiler, kek yaptılar… Kötü olaylara onun gözüyle bakmayı öğrendim.

Bu belgeseli izleyenlerin aklında nasıl bir cümle kalsın istersiniz?

– ‘İnandığın şey için harekete geç’. Umudu dışarda aramaya gerek yok; çünkü umut sensin. Yapabilirsin! Bu bir kadın filmi değil, değişimin kendisi olan 9 kadının hikâyesinden yola çıkan, umudu yaymayı amaçlayan bir insanlık belgeselidir.

Kaynak: Hürriyet / Cumhuriyet

Bir önceki yazımız olan Herkes aşkta kendini arıyor başlıklı yazımızda Aşk, aşk acısı ve Aşk Acısı Çekmek hakkında bilgiler verilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ