1965 yılı İzmir’in Kiraz ilçesi Çömlekçi Köyü doğumluyum. 1984’de Dokuz Eylül Üniversitesi MYO İktisadi ve İdari Programlar Bölümü’nden mezun oldum ve Türkiye’nin, İzmir’in önde gelen şirketlerinden birinde profesyonel iş yaşamına adım attım. 1998 de Celal Yetkin Atölyesinde resim serüvenim başladı Yirmi yıl profesyonel iş yaşamımı ve resim faaliyetlerimi birlikte yürüttükten sonra şimdilerde sadece resim sanatıyla “yaşam sanat-sanat yaşam” felsefesi içinde oğlumla birlikte İzmir’de sanat evimde yaşamaktayım.
Çocukluğumdan beri süre gelen içimdeki yaşamımdaki çeşitli yaratıcı deneyimlerim ve sanata olan ilgimle birlikte yaşamımı daha anlamlı kılmak adına başladığım arayışlarımda, tutmaya başladığım günlüklerim ve aralarına sıkışan şiirlerim, müze sergi gezilerim, kültür sanat yayımlarına olan ilgim ve araştırmalarımla birlikte 1998 yılında Celal Yetkin Atölyesinde resim derslerine başladım. Yanı sıra devam eden profesyonel çalışma yaşamı içinde de çalıştığım Şirket Türkiye’de özel sektörün düzenlediği ilk resim yarışmasını 1967 yılında , özel sektöre ait ilk resim müzesini de 1985 yılında sanata kazandırmıştır.
Bu ortamda çok değerli ressamların tablolarıyla büyük bir şans eseri olarak tanışmış oldum. öğle yemeği saatlerinde var gücümle sanat galerilerini, sergileri takip etmeye başladım.
Bu dönemde Başak Sigorta Sanat Galerisi Yöneticisi; iyi ki yolum kesişmiş dediğim çok değerli sanatçı sevgili Reyhan Abacıoğlu ile tanışma fırsatım oldu. Bir sohbetimizde atölye arayışı içinde olduğumu söylediğimde gönül bağımı hiç koparmadığım değerli Hocam, sanatçı Feriha Tuğran’a yönlendirmesiyle çalışmalarım büyük bir ivme kazandı. İlk sergimi 26 Nisan 2007 yılında İTÜ’lüler Birliği Derneği İzmir Şubesi Sergi Salonunda natürmortlardan oluşan bir seriyle açtım. İlk sergime olan ilgi ve beğeni beni çok motive etmişti, mutluydum. Eserlerimin çoğunun satılmasıyla büyük bir sürpriz yaşamıştım ve şimdilerde oturmakta olduğum, Menemen ovasına hakim manzarası ile gün batımlarını izlediğim evimin, kooperatif taksitlerini ödememde büyük rahatlık sağlamıştım. Sanki devam et dercesine beni böyle ödüllendirmişti resimlerim.
Renkleri duygu durumuma göre seçerim. Örneğin Annemin vefatından sonra o güne kadar hiç kullanmadığım siyahı yoğun bir şekilde kullandım ve içimden geldiği gibi siyah fırça darbeleriyle çalıştığım sağaltıcı resimlerde yepyeni ve aralık 2019 yılında açtığım sergimde de çok fazla beğeni alan bir seri ortaya çıktı. Yine de mavi ve pembe vazgeçilmezim diyebilirim.
Beyaz bir tuvalin önünde klasik müzikle resme başlarken biliyorum ki bilinmezlerle dolu bir macera başlıyor ve ben çizgilerin, renklerin, biçimlerin, duygularımın, düşlerimin götürdüğü yere zorlu bir yolculuk yapacağım. Bir rüya görür gibi hem içindeyim hem dışında… Bazı seçimler yapacağım, kararlar alacağım ama hep resmin kulağıma fısıldadıklarını dinleyeceğim, resimle bir olacağım. Bu noktada resme, dikdörtgen, kare, yarım daire, konveks, konkav fırça darbeleriyle başlıyorum. Konu ya da figürleri bu fırça darbelerinin içinde bulduğum küçük bir ipucundan, sürpriz karşılaşmalardan ve düşlerimden yola çıkarak kurgulayıp, estetize ediyorum.
Resimlerimin estetik değerlerinin yanı sıra, düşünsel ve duygusal anlamda da kullandığım imgelerle yaşama dair pozitif bir görsellik oluşturmasını önemsiyorum. Resim benim için günlük yaşamın sıkışmışlığından ve çağımızda olup biten tüm kötülüklerden kaçıp sığındığım; yaşamın güzelliklerini anımsatan huzurlu bir liman. Sanatseverlerin eserlerimle buluştuğunda da bu pozitif atmosferi hissetmesi, yüzünde bir tebessüm oluşması tüm yorgunluğumu alıyor.
Düşündüğüm, çalıştığım projeler var ama henüz bahsetmek için erken.
Tabii ki aşk olmadan meşk olmazmış. Önce içinde büyütüyorum bu aşkı. Her biri bir çocuğum gibi ve her birinin ayrı hikayesi var. En son yaptığım resim en son aşkım. Bu bağlamda Aralık 2019 da 49 adet resmimin yer aldığı on üçüncü sergimde tekstil mühendisi bir sanatsever dostun resim anı defterime yazdığı mesajını paylaşmak yerinde olur. “Bin resim ve bir vazoya aşık olmak” derim bu sergi için”.
Öğleye kadar günlük rutin işlerimi tamamlamaya çalışıyorum. Öğleden sonra atölyeme geçiyorum. Yorulduğumda ara verip kitap okuyorum, film izliyorum, TRT 2 kanalında özellikle resim sanatıyla ilgili proğramları çok beğenerek ve adeta bir dersteymişçesine ciddiyetle izliyorum, tam bir kültür sanat kanalı gerçekten. Çiçeklerimle ilgileniyorum, arkadaşlarımla yürüyüş yapmayı, doğada olmayı seviyorum. Yoga yapıyorum, giysi, takı tasarımlarım oluyor. Komşularla birlikte baktığımız apartmandan çıkar çıkmaz etrafımı saran kediler ve köpeğimiz var, önce sevgi istiyorlar mama daha sonra. Salgından önce sergi gezilerim, folklör, yoga kurslarım, dağcılık yürüyüşlerim vardı inşallah yine o güzel günlere döneceğiz. Bazen bir güne çok şeyler sığdırmak istiyorum, bazen de hiç…
Resimden önce başlayan şiirlerim var, öylesine içimden geldiğince yazdığım acıları bal eylediğim denemeler. Bu arada “Zümrüt Yeşili Gözlerinden” ve “Gökkuşağı” şiirlerimi paylaşmak isterim.
Zümrüt Yeşili Gözlerinden
Ne olur bana bir hırka ör
Yanaklarının pembesinden olsun anne
Vefan sinsin ilmeklerine
Düğmeleri zümrüt yeşili
Gözlerinden olsun anne
Ne olur bana bir hırka ör
Şefkat ellerinle robadan olsun anne
Kocaman cepleri olsun önünde
Çocukluğumun oyunlarını
Resmedeyim üzerine
Ne olur bana bir hırka ör
Buğday saçlarının örgüsünden olsun anne
Sarsın beni sonsuz sevgin
Özverin sıcaklığın
Sen dolayım sen olayım
Ne olur bana bir hırka ör
Robadan olsun anne..
İkinci şiirim; Gökkuşağı
Gözlerimden sicim gibi yağan yağmur
keder ve hüsran
ıslandım sırılsıklam
dönsem mi/ dönemem
bu benim mücadelem
diner birazdan bu yeis yağmurları gönlümün
birazdan diner
gökkuşağı bile açabilir yeniden
yine azgın bir savaşçı olurum
fırtınalar koparken içimde
süzülerek yüzen kuğu gibi
sakince yol alan yaşama dair
uysalca kıvrılan biri
gördüğün o dışımda
Atölyemde boyalar, fırçalar, tuvaller, müzik, ben ve iyi ki resim var. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum, mutlu, yorgun, mağlup, galip, bazen en uçta, bazen en dipte…
İzmir’de yaşamaktan mutlu musun?
İzmir’de yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yanlışlıkla siz çarpsanız bile karşılıklı af edersiniz diyen nazik sıcak kanlı anlayışlı, yardımsever, insanlar. İskelede vapuru beklerken koltukta uyuyan kediye, köpeğe saygı gösteren, çantasında kedi, köpek maması taşıyan güzel insanlar var. Vapurda size eşlik eden martılar ve onlara simit atan hayvan sever insanlar içimi ısıtıyor… Müzeleri, sanat galerileri, doğası, denizi, özgürlüğü ve daha çok şey var. İzmir’de yaşamaktan çok mutluyum.
Dünyada ve ülkemizde zor bir dönemden geçtiğimiz bu günlerde sanata her zamankinden daha çok gereksinmemiz var. Sanatsever dostlar dilerse www.artsonlinegallery.com da geçmiş sergiler bölümünde devam etmekte olan “Sessiz Tanıklar” isimli online sergimi izleyebilirler. Hayat devam ediyor, çalışmak ve üretmek güzel ama paylaşmak daha da güzel.
Sizin aracılığınızla; sergilerimde, resim yaşamımda fiziken yanımda olan, gönlüyle yanımda olan can dostlarıma, arkadaşlarıma, sanatsever dostlarıma, koleksiyonerlerime, çok değerli üstadlarıma, öğretmenlerime, hemşehrilerime, size ve daha dört yaşındayken benimle atölyelere gelip sessizce oyunlar oynayarak beni bekleyen biricik oğlum Ege Yolbaşı ve geniş aileme sevgi, saygı ve selamlarımla çok teşekkür ediyorum. Sağlıkla, sanatla kalın.
Sözlerimi Yüce Atatürk’ün sanatla ilgili şu sözleriyle bitirmek istiyorum. “Sanat güzelliğin ifadesidir… Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.”
Karma Sergiler:
Bir önceki yazımız olan Cemre Ebuzziya, Helin Kandemir, Ece Yüksel En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü paylaştı! başlıklı yazımızda Cemre Ebuzziya, en iyi kadın oyuncu ve kadın oyuncu hakkında bilgiler verilmektedir.
Gün boyunca ayaklarımız üzerimize binen ağırlığı, her adımdaki darbeyi ve zemin değişimlerini sessizce karşılar. Uzun…
Yaz aylarında çocukların en çok vakit geçirdiği aktivitelerin başında yüzme gelir. Havuzda ya da denizde…
Bu makalemizde kanal tedavisi nedir konusunda güncel bilgiler yer almaktadır. Kanal tedavisi, dişin içerisindeki diş…
Lügen Sarıçiçek’in çocuklar ve ebeveynlerin keyifle okuyabileceği farkındalık yaratan, keşif dolu, eğlenceli ve öğretici bilgiler…
Rinoplasti (burun estetiği), solunum fonksiyonlarını iyileştirme ve burnun yüz ile uyum oranını sağlama amacıyla yapılan…
Kadın giyiminde son yıllarda öne çıkan en önemli trendlerden biri konfor ve stilin bir arada…