Emel Çevikcan, hem Milli Eğitim Bakanlığı İzmir Karabağlar ilçesinde Şehit Lütfü Gülşen Özel Eğitim Uygulama Merkezi’nde Görsel Sanatlar Öğretmeni hem de ressam… Çevikcan’ı okulunda ziyaret ettim ve ile pandemi sürecinde ürettikleri, güncel ve gelecekteki projelerini konuştuk. Çok keyifli bir röportaj ve fotoğraf çekimleri yaptık. Keyifli okumalar.
İzmir doğumluyum. 1980 yılında “İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu”na girdim. 1982 de YÖK’ün kurulmasıyla okulumuz Marmara Üniversitesine bağlanarak adı değişti ve 1984 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun oldum. Uzun yıllar resim ile ilgili farklı alanlarda çalıştım. Özellikle vitray cam ayna dekorasyonu konusunda İstanbul’da bir çok mekanda çalışmalarım yer aldı. Resim ile ilgili farklı tarihlerde bir çok mekanda kişisel sergiler açtım. Bir çok karma sergiye katıldım. Halen Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Şehit Lütfü Gülşen Özel Eğitim Uygulama Merkezi’nde Resim öğretmeni olarak çalışmaktayım.
Resme ilgim ilkokul yıllarında başladı. Yaptığım bir kuş çiziminin babam tarafından çok beğenilmesi beni teşvik etti ve ilkokul ikinci sınıfta ressam olmaya karar verdim. Defterlerimin kenarlarına yaptığım renkli süslemeler resme olan ilgi ve sevgimi her gün çoğaltarak geliştirmeme neden oldu.
Resim benim için bir yaşam biçimi. Renklerin büyüsünü hissederek her baktığım görüntüde acaba rengiyle dokusuyla biçimiyle neyi nasıl daha anlamlı yansıtabilirim acaba diye bakmaya çalışıyorum. Resim yapmak duygu ve düşüncelerimi başkalarına ifade etmek için en büyük mutluluk kaynaklarımdan.
Özellikle tercih ettiğim bir renk tonum yok. Tüm renklerin nüansını seviyorum ama özellikle sıcak renkleri daha çok seviyorum. Renklerin büyüleyiciliğine kapılıp çalışmalarımda her renge yer veriyorum.
Çalışmalarımda belirgin bir mesaj vermekten ziyade genelde doğayı ve insanın ruhuna iyi gelecek detayları yansıtmaya çalışıyorum. Sevgiyi ve sevgi ile çoğaltılacak öz de küçük ama duyguda büyük izler bırakacak detayları vurgulamayı seviyorum. Gündelik çevrenin ayrıntılarını gözlemleyerek, doğadan sonsuz fikirler buluyorum. Suluboya ile çalışmak benim için özellikle son iki yıl da her zaman tercih olmuştur çünkü fırçadan akmaktadır ve asla aynı uygulama değildir.
Resimlerimde, zamanın çok hızlı aktığı, her şeye kısa bir mola ile bakabildiğimiz, sanattan ilham alan ve onun verdiği yaşam sevincinden yola çıkarak doğayla olan muhteşem dönüşümümüzü renklerin ve formların diliyle insanlara aktarmaya çalışıyorum. Sanat ve doğa varlığımızın temelidir.
Tabii ki.. Duyguların coşkusu ile yapılan her çalışma en insani olandır. Çünkü varlığınızı sunarsınız. Sanatsız hayat susuz çöl gibidir. Pandeminin insanları birbirinden uzak tuttuğu bu günlerde, hayatı yeniden üretmemizi sağlayan tek unsurun sanat eserlerini hayata geçirerek ilham almamız gerektiğini düşünüyorum. Sanat, kopyalar, dönüştürür. Engelleri aşar ve var olmamızı sağlar.”
Bireysel olarak sergi açma fikrim son dönem için henüz yok ama en son kişisel sergimi 2014 yılında İzmir Afrodisias Sanat galerisi’nde açmıştım. Özellikle iki yıldır Pandemiden dolayı internet üzerinden gerek Türkiye’de gerek yurt dışında bir çok sanat gruplarına üyeliğimi geliştirdim. Farklı yer ve ülkelerden insanlara ulaşmak günümüzde çok daha kolay ve son zamanlarda özellikle yurt dışındaki sergilere ve sunumlara katılmayı daha çok tercih ediyorum. Bu anlamda en son katıldığım 2021 Amerika sanat ödülleri yarışmasında 25 farklı müze ve galerinin katılımı ve değerlendirme süreci sonucunda ve 64 ülkeden katılan 2 bin katılımcının içinde figür, portre sıralamasında (pandemi kahramanları) konulu resmim 6.sirada seçildi. Bu da beni ayrıca onurlandırdı. Çok mutlu oldum. Sanat insani yüceltiyor geliştiriyor.
Resimlerimin dünya çapında mümkün olduğunca çok insan ile buluşabilmesi için büyükçe bir otobüsü sanat galerisine dönüştürüp dünyayı hem gezmek hem de farklı yer ve ülkelerdeki insanlara resimlerimle ulaşabilmeyi isterdim. Her kasaba ve köye giderek gerek çocuklara gerek yetişkinlere resim yolu ile hayatın nefes noktalarını görebilmelerini yaşamlarında sanatın sonsuz vazgeçilmezliğini görebilmelerini dilerdim. Bence hayatin en değerli anlamı sanatla var olmaktır.
Uygulama anlamında el sanatları ile de ilgiliyim. Vitray, mozaik, cam teknikleri ile kısmen de örgü teknikleri ile. Çünkü üretmeyi ve üreterek kendini gerçekleştirme duygusunu çok seviyorum. İnsan her döneminde her yaşında mutlaka sanatın bir dalı ile ilgilenmeli. Müzik dinlemeyi çok seviyorum. Müziksiz bir hayatı asla düşünemiyorum. Film ve mümkün olduğunca tiyatro etkinlikleri ve sanatın diğer alanlarını da izleyerek takip etmeye çalışıyorum. İnsan ruhunu geliştirmeyi hiç ihmal etmemeli diye düşünüyorum.
Öğrenmek.. Yapmak.. Gezmek.
İzmir’in özellikle tarihi mekanlarında gezinmeyi, sokaklarındaki yaşanmışlıkları hissedebilmeyi, denize açılan yollarındaki iyot kokusunu, Alsancak semtinin renkli yaşam dokusunu, Basmane’nin arka sokaklarındaki yoksullukla bezenmiş görüntülerini izlemek beni farklılıkları keşfederek detaylardaki incelikleri özümsememi sağlıyor. İnsan hallerini doğanın bir parçası olduğumuzu ve bunun bize emanet olduğunu özümsüyorum. Çalışmalarımda bunlardan beslenerek kullanmaya çalışıyorum.
EMEL ÇEVİKCAN: AŞKIN RESMİNİ HERDAİM YAPIYORUM
Aşkın resmini her daim yapıyorum çünkü bence aşk her şeyde. Mutluluk belki bir çiçekte, belki bir fincan kahvede, belki bir çocuk gülüşünde, belki bir kuşun gagasında, gökkuşağının renklerinde, belki de aşkla bakılan her küçük detayda ama ardından gelen büyük sevinçlerde. İçinde renk ve huzurun bulunduğu her şey de.
Pandemi süreci onca olumsuzluklara rağmen benim penceremden bakılınca resim adına bende bir fırsata dönüştü. Kendime dönme iç dünyamı keşfedip geliştirme anlamında oldukça bol zamanım oldu. Ben de bunu resim yaparak yoğunlastırmaya ve geliştirmeye çalıştım. Okul ve öğrencilerimin haricinde çalışarak geçti diyebilirim.
Çalışmak üretmek paylaşmak ve gelişmeye açık olmak en değer verdiğim noktalardan. İnsan Ürettikçe varlığına daha da çok anlam katıyor. Sanat yaşamın en değerli yolculuğu bu yolculukta yaşamıma girip katkı koyan herkese teşekkür ediyorum. Sanatsız, doğasız bir yaşamı asla düşünemiyorum. Bilim ve Sanat iki anlamlı kanadımız yolculuğumuzun en değerli yol göstericileri. Sanat ve umutla daima geleceğe doğru güçlü adımlarla yürümeliyiz. Geçmişten günümüze insanlığın gelişimine artı değerler koyan her insanı sevgi ve saygı ile anıyorum. Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.
Bir önceki yazımız olan Turna Misali, Tokyo Film Festivali'nde Yarışacak başlıklı yazımızda iffet eren danışman, tokyo film festivali ve turna misali hakkında bilgiler verilmektedir.
Lügen Sarıçiçek’in çocuklar ve ebeveynlerin keyifle okuyabileceği farkındalık yaratan, keşif dolu, eğlenceli ve öğretici bilgiler…
Rinoplasti (burun estetiği), solunum fonksiyonlarını iyileştirme ve burnun yüz ile uyum oranını sağlama amacıyla yapılan…
Kadın giyiminde son yıllarda öne çıkan en önemli trendlerden biri konfor ve stilin bir arada…
Modern çağın hızıyla birlikte kadınlar, kariyer hedefleri ile toplumsal beklentiler arasına sıkışarak her şeye yetişmeye…
İlkbahar ve yaz ayları, her zaman elbise modasının en güçlü dönemleri olmuştur. Zahmetsiz şıklık sunan…
Piyanist ve besteci Dengin Ceyhan, kadın bestecilerin izini süren ve kadın temsiline odaklanan özel projesi…