Renkli Kadınlar

Metin Hara, Eski Sevgililerinin Listesini Vermek Yakıştı mı?

Dilek Kaykılar

Dilek Kaykılar

Gazeteci, Yazar, İnsan hikayelerine meraklı, gezmeyi ve bir de denize yakın olmayı sever...
Haberi paylaşın...

Günlerdir gazetelerin birinci sayfalarında yer alan Adriana Lima – Metin Hara ilişkisi ile ilgili ilk röportajı Ayşe Arman  yaptı.  Röportajda Metin Hara, kendini savunurken eski sevgililerinin de isim listesini verdi. Ayıp olmadı mı Metin Hara… Bu sana yakıştı mı?

 

Günlerdir hem basında hem de sosyal medyada magazin gündeminin birinci maddesi Metin Hara ile Adriana Lima ilişkisi… Köşe yazarları konuştu, Pr ilişkisi dendi, Acun’un bir senaryosu dendi. Bunlar yazılıp çizilirken Metin Hara da madde madde ne kadar samimi olduklarını, konuşanların saçmaladıklarını belirten bir açıklama yaptı. Ne de güzel oldu.  Tabii olamaz mı Adriana Lima Metin Hara ile neden beraber olmasın? Olursa da kime ne ayrıca. Buraya kadar her şey iyi güzeldi bana göre. Ta ki Ayşe Arman’ın Metin Hara röportajı Hürriyet’te yayınlanana kadar…

Röportajda Metin Hara, yazılarıyla üstüne gelenlerle ilgili kendini savunuyor ve konuşmanın bir yerinde “E tatlım, insanlar beni çok eleştiriyor. Tamam, fiziksel çok bir özelliğim yok ama sen hiç benim eski sevgililerimi Google’ladın mı?” diyerek eski sevgililerinin de isim listesini veriyor…

Binlerce insanın kitaplarını almak için beklediği, söylediği her kelimeyi önemsediği Metin Hara! Ayıp olmadı mı şimdi? Bu sana yakıştı mı?

İşte röportajdan bir bölüm… Bu arada röportajı alıntılarken biz o cümleyi etik olmadığı için çıkardık…

Metin Hara, bütün Türkiye seni konuşuyor…

– Olur böyle şeyler n’apalım Ayşecim…

Neredesiniz?

– Hâlâ Bodrum’dayız. Gitmedik bir yerlere. Biz işin magazinsel boyutunda değiliz. Yazılıp çizilenler de umurumuzda değil. Hele yenge, gayet rahat! “Her yerde, herkese, istediğin her şeyi söyleyebilirsin, istediğin her şeyi yapabilirsin!” diyor. Olay hakikaten bizim adımıza çok ilginç noktalara gidiyor. Reklam meklam lafları gayet salakça. Artık daha neler!

Dur, dur o zaman başlıyorum sormaya. “Bu iş kurgu! Her yerde öpüşmeler filan reklam! Aşk maşk yok” diyorlar. Öyle bir şey söyle ki, bu aşkın kurgu olmadığını kanıtla…

– Ayşecim, sen de senelerdir basının içindesin. Bir kadınsın, sen de ünlüsün. Gözünü seveyim, sana para teklif edilse ve sevmediğin bir adamla öpüş dense, öpüşür müsün? Kabul eder misin? Etmezsin di mi? Kim eder? Bunun böyle olduğunu düşünebilmek nasıl bir kafadır? Nasıl bir zihniyet buna ihtimal verir? Üstelik sözünü ettiğimiz kadın, dünyanın en ünlü, en çok para kazanan modeli. Zaten kazanmış kazanacağı kadar. Bu kadının çalıştığı markaların ve aldığı bütçelerin büyüklüğü inanılır gibi değil, bunun farkında mı değiller? Ya matematikleri bozuk ya da ahlakları!

İyi de siz de her yerde öpüşüyorsunuz kardeşim! Ve her yerde fotoğrafınız var. “O öpüşme karelerini verebilmek için belli açılarda durmuşlar! Basbayağı kurgu” deniyor. Dahası, bunu paparazziliği bilenler söylüyor. “Bu işte bir iş var! Gerçekten âşık olan adam kaybolur, görüntülenebileceği yerde durmaz!” diyorlar…

– Ayşecim, bizim kaldığımız çiftlik 50 dönüm. Birazdan sana bulunduğumuz yerdeki dağın fotoğrafını yollayacağım. Nereden çektiklerini gör. 1.5 km’den, upuzun teleobjektifle çekiyorlar. Biz de oraya branda gerdirdik. Onlar tabii böyle yazacak, böyle konuşacak. Bu sefer purolu, yatlı, fabrikalı adamlar kazanmadı, 30 TL’ye alınan bir müzik kutusu, bir kâğıda yazılan şiir kazandı! Gençler bunu bilsin. Artık sadece parayla olmuyor bu işler. Sadece dünyayı, havayı, insanları, çalışanları sömürenler kazanmıyor. Gönlü geniş, sıfatların ötesinde güzel bir kadın bile, bir tane şiire, bir müzik kutusuna, gayet rahat vurulabiliyor! Sana âşık oluyor! Gençler bunu örnek alsın, çekemeyenler de sodalarını içsinler! Çünkü daha büyük şeyler de olacak…

Nasıl yani? Ne demek istiyorsun?

– Aşk olarak da olacak, başarı olarak da olacak. Ben daha Birleşmiş Milletler’de seminer vereceğim. Bütün dünyanın Paulo Coelho’su olacağım. Binlerce insanın hayatını değiştireceğim. Her sene hedefime biraz daha yaklaşıyorum. O yüzden bu yazılıp çizilenlere hiç sinirim bozulmuyor.

***

“Televizyon programına başlıyormuşsun”, öyle deniyor…

– Bu da başka bir delilik! Benim Acun’la tanışıklığım yok,  telefonum yok, onunla konuşmuşluğum yok, kontağım yok. Kısacası alakası yok! Program teklifi bile gelmedi. Böyle bir proje yok. Acun’la bir merhabamız bile yok. Komple uydurmuşlar. Kendileri çalıyor, kendileri oynuyor. Yani inanılır gibi değil. Ben Doğan TV’ye yakınım, istediğim zaman program yaparım, YouTube kanalımız onlarla ortak. Onlarla bile konuşmadık böyle bir şey. Nereden çıktı bu Acun. Ben niye Acun’la program yapayım? Böyle bir durumda koşup program yapar mıyım hem? Ben deli miyim? Köyde büyümedim ben.

BENİM YERİME HACI SABANCI OLSA ‘HELAL OLSUN’ DİYECEKLERDİ!

Diyelim ki Adriana Lima’nın sevgilisi Hacı Sabancı olsaydı…

– (Gülüyor) Bak, o zaman “Helal olsun!” diyeceklerdi! Ama söz konusu ben olunca akılları almıyor, sodalarını içip “Reklam, bu PR bu!” diyorlar. Beni tanıyanlar ise, “Helal olsun!” diyor. “Biz adamın gönlünü biliyoruz, kız arkadaşları için neler yaptığını biliyoruz, ne kadar tatlı bir adam olduğunu biliyoruz!” Benim tavsiyem, biraz kafa yapılarını değiştirsinler, ruhlarını satmadan. güzel güzel ekmeklerini kazansınlar. Ben hiç kimseye borcu olmayan, marka konferasında konuşan, kendi çapında 5 şirket ve 4 orman sahibi olan, yine kendi çapında bir hastane inşa eden bir adamım. Evet, kirada oturuyorum. Adriana Yenge’yi de, 5. Gazeteciler Sitesi’ndeki evime götürürüm, evin şekli şemali ya da nerede olduğu onun umurunda değil ki…

SEN BENİM HİÇ ESKİ SEVGİLİLERİMİ GOOGLE’LADIN MI?

İyi de, sen de Marlon Brando’nun genç hali değilsin! Bu kadın sende ne buldu?

– E tatlım, insanlar beni çok eleştiriyor. Tamam, fiziksel çok bir özelliğim yok ama sen hiç benim eski sevgililerimi Google’dın mı?

Hayır…

– E ben sana söyleyeyim o zaman. XXXX Bunlar benim eski sevgililerim. Hepsi inanılmaz güzel, kendi alanlarında inanılmaz başarılı, sempatik, yaratıcı, üretken ve çok güzel kadınlar. Hepsi de ünlü. Ben kimseye bir şey kanıtlamak durumunda değilim. Bugüne kadar de hep sessiz durdum. Birlikte olduğum kadınların hepsi zaten dünya güzeli ve dünya tatlısı. Muhteşem gönüllü kadınlar. Şimdi de kanlı canlı, gayet doğal, iki çocuk annesi, ailesine yardım eden Adriana Lima var hayatımda. Ben de onun hayatının bir parçasıyım. Nokta… Torpilsiz, parasız ve rüşvetsiz bunlar bir bok yapamıyor ya, çünkü “içeride” hiç bir şey yok ya, içleri, ruhları boş ya, aynı sistemin benim için de geçerli olduğunu düşünüyorlar. Ama ben, oyunculuk yaparken de iyiydim, terapistlik yaparken de insanlara yardım ederken de. Her yaptığım işe yüreğimi koyuyorum, arkadaşlığıma da aşkıma da. Kimin ne söylediğinin hiç önemi yok. Hiçbir kimseden, hiçbir kominiteden, tarikattan yardım almadan ben bu hale geldim. Ve evet, beğenseler de beğenmeseler de ben, çocukluğumdan beri dünyayla ilgili bir şeyler yapacaktım. Ve bunu, adım adım Türkiye’de inşa ediyorum, dünyaya da açılacağım. Çok rahatım. Çok netim. Ve biz çok mutluyuz. Acayip planlarımız var, keyfimiz yerinde…

YENGE, ‘SENİNLE HER ŞEYE HAZIRIM’ DİYOR

Yenge ne diyor bütün bunlara?

– O benden çok daha rahat! “Seninle her şeye hazırım, nerede gittiğimizin önemi yok, yeter ki senin yanında olayım!” diyor. Dün bizi, eski bir arabayla almaya geldiler. Dedim ki, “Its’ not a fancy car!” “Çok havalı, süslü bir araba değil pardon!” manasında bir şey söylemeye çalıştım. Bana baktı ve güldü, “Boş versene, gidiyorsa sorun yok!” dedi. Böyle bir kız. Para mara, gösteriş umurunda değil, dünya tatlısı bir şey. O yüzden benimle beraber…

Ayşe Arman / Hürriyet

Bir önceki yazımız olan İnci Türkay: Her Bireyin Hayata Karşı Bir duruşu Olmalı! başlıklı yazımızı da okumanızı öneririz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ